Obsesif Kompulsif Bozukluk

 

“Elleri 5 kere sabunladım, tamam… Şimdi yüzümü de 5 kere yıkayayım… Galiba üzerime lavabodan su sıçradı. Bir daha yıkamalıyım…  Evet, 5 kere  oldu…tamam… Hay aksi, babamın havlusuna değdim. Şimdi her şeyi baştan yapmam gerekiyor.”

Nazlı, kapı kolunu peçeteyle tutarak banyo kapısını açtı. Kapının önünde sabırsızlıkla bekleyen kardeşi “sonunda çıktın” derken kazayla eline dokununca kıyamet koptu. “Ne yaptın sen! Şimdi tekrar temizlenmem gerekecek” ve tekrar banyoya girdi.

Sonunda çıkmayı başardığında giysilerini 5 defa silkeledi ve çantasını birkaç kere kontrol etti. Annesi evde olduğu için şanslıydı. Son çıkan kendisi olsa ocağı, kapıyı ve prizleri de defalarca kontrol etmek zorunda kalacaktı.

Sabah ritüeli böyle sürerken yine çoğu sabah olduğu gibi otobüsü kaçırdı ve işe geç kaldı.

İşyerinde işler daha zordu. Değmemek gereken daha çok alan ve pis olduğunu düşündüğü için kullanmak istemediği bir lavabo vardı. O yüzden çekmecesi ıslak mendillerle doluydu. Yemekhanedeki yemeklere hiç güvenmediği için evden getirdiği özenle paketlenmiş sandviçler dışında bir şey yiyemiyordu.  Kendisine pis bir şeyin bulaşmasını ya da mikrop kapmayı engellemek için verdiği tüm bu uğraşlar gün boyu sık sık gerginlik yaşamasına neden oluyordu.

Saatlerini temizlik ve kontrollerle geçirir olmuştu. Başka bir şeye ayıracak vakti kalmıyordu. İşlerini yetiştiremiyordu. Birisi bir yere çağırsa pislenmekten korktuğu için gitmek istemiyordu, bu yüzden arkadaşlarına katılamaz oldu. Giderek hayattan bıkmaya, hiçbir şeyden keyif almamaya başladı. En zor olanı da sık sık aklına gelip onu çok tedirgin eden düşüncelerdi. “Ya ailesine zarar verirse? ya onları kesmeye kalkarsa? ya kendisini balkondan atarsa?…” Aslında bunları yapmayacağını biliyordu. Bu çok saçmaydı. Onlara neden zarar versindi ki ? “Ama ya yaparsa?” Çok korkuyordu.  Zaman zaman, kimseye zarar vermemek için, evdeki bıçakları saklıyordu. Bir de şu küfür meselesi vardı. Dindar bir insan olduğu halde sık sık aklına Allah ile ilgili küfür cümleleri geliyordu. Bunlar onu çok rahatsız ediyordu. Sürekli içinden tövbe diyor, dualar okuyor; ama bu düşünceleri engelleyemiyordu. Kendini bir günahkâr olarak görmeye başlamıştı.

Bu sıkıntılarını başkalarına anlatmaktan da çekiniyordu. Çünkü başkalarının, kendisinin bile saçma bulduğu bu davranışlarıyla dalga geçmesinden ya da onu zayıf biri ya da bir deli olarak görmelerinden çekiniyordu.  Ama başkalarına belli etmemeye çalışsa da etrafındaki birçok kişi, aşırı yavaşlığını ve kaçınmalarını fark ettiği için bir sorun yaşadığının farkındaydı. Sonunda bir gün amirinin onu yanına çağırıp işe sık sık geç kalmasının, elindeki işleri bir türlü bitirememesinin artık idare edilecek yerinin kalmadığını, bu durum değişmezse işine son verileceğini söylemesi üzerine destek almaya karar verdi.

Çok çekinerek gittiği psikiyatrist ile görüşmesinden sonra oldukça rahatlamış hissediyordu. Çünkü sandığı gibi çok acayip tuhaf bir varlık, bir deli ya da bir günahkâr olmadığını, sadece pek çok kişinin yaşadığı bir rahatsızlık olan Obsesif Kompülsif Bozukluktan muzdarip olduğunu öğrenmişti… Tek o değildi… Aynı şeyleri yaşayan pek çok insan vardı. Ve çaresiz bir durum değildi. Tedavisi vardı.

 

Obsesif Kompülsif Bozukluk (Takıntı Zorlantı Bozukluğu)

Takıntıların (obsesyon), zorlantıların (kompulsiyon) ya da her ikisinin birlikte varlığı ile karakterize bir ruhsal rahatsızlıktır.

Obsesyon (takıntı): Kimi zaman zorla ve istenmeden geliyor gibi yaşanan, çoğu kişide belirgin bir kaygı ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, itkiler ya da imgelerdir. Kişi bu düşüncelere, itkilere ya da imgelere aldırmamaya ya da bunları baskılamaya çalışır ya da bunları başka bir düşünce ya da eylemle yüksüzleştirmeye çalışır.

Kompulsiyon (zorlantı): Kişinin takıntısına tepki olarak ya da katı bir biçimde uyulması gereken kurallara göre yapmaya zorlanmış gibi hissettiği yinelemeli davranışlar (ör. el yıkama, düzenleme, denetleyip durma) ya da zihinsel eylemler (örn. dinsel değeri olan sözler söyleme, sayı sayma, sözcükleri sessiz biçimde yineleme). Bu davranışlar ya da zihinsel eylemler, yaşanan kaygı ya da sıkıntıdan korunma ya da bunları azaltma ya da korkulan bir olay ya da durumdan sakınma amacıyla yapılır; ancak bunlar korunulacağı tasarlanan durumlarla gerçekçi biçimde ilişkili değildir ya da aşırı bir düzeydedir.

Takıntılar ve zorlantılar kişinin zamanını alır ya da klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal ya da  işle ilgili işlevsellikte düşmeye neden olur.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun yaşam boyu yaygınlığı %2-3 civarındadır. Tipik olarak geç ergenlik ya da genç erişkinlikte başlar. Çocukluk çağında da başlayabilmektedir. Olguların yaklaşık üçte birinde  belirtilerin ilk görüldüğü dönem 5-15 yaş arasındadır.

Hastaların yaklaşık yarısında belirtiler stresli bir olay sonrasında birden ortaya çıkar. Birçok hasta belirtilerini gizlediği için bir psikiyatriste başvuru ilk belirtilerin başlamasından sonra 5-10 yıl zaman alabilmektedir.

Tedavide ilaçlar ve davranışçı psikoterapi uygulanmaktadır. En iyi sonuçlar ilaç tedavisi ile davranışçı terapiler birlikte uygulandığında alınmaktadır.